Mete`nin Blog Listesi

Mete'nin Videoları

Aviatic (Uçakçı)

Kuklabaz

Pink Floyd

lir tiyatrosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lir tiyatrosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2007 Cumartesi

LİR TİYATROSU



ESTELLE
Çalışmalarını 1965 yılından günümüze sürdüren Ege Üniversitesi Tiyatro Topluluğu- EÜTT, öğrencilerin çağdaş ve üretken bireyler olarak yetişmesinde kendi üzerine düşen görevi tiyatro yoluyla üstlenmektedir.


Öğrencilerin eğitimleri sırasında edindikleri donanım ve bilgilere, amatör sanatın getirdiği duyarlılıkla, bir tiyatro seyircisini ekleyebilmek topluluğun ana hedefidir.

Kentli bireyler olarak, yerleşke ve kent kültürü içinde sanatsal beğenilerin gelişmesine katkıda bulunmayı arzu etmektedirler.

Burada dinlediğiniz eserlerin tümü, Ege Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nun 1998 ve 1999 yıllarında sergilediği “Görüşmeler”, “EASUS” ve “Gizli Oturum” isimli oyunların sahne müziklerini temel almakta olup, tüm beste ve düzenlemeleri Lir Tiyatrosu’na aittir.

Yeni yapılan kayıt çalışmalarımızı kapsayan bu derlemeyi, siz değerli dostlarımıza sunmaktan büyük mutluluk duyuyor, destek veren herkese teşekkür ediyoruz.

Lir Tiyatrosu, İzmir’in onlarca asırdan beri birlikte sürdürdüğü müzik ve tiyatro düşüncesine ait olma içgüdüsüdür.

Bizler bu çalışmayı Tarık Yolu’nun anısına, amatör tiyatrolar için uğraş veren herkese ithaf ediyoruz.

Ines: Yasemin Tuğluer
Garcin: Deniz Soydaş
Estelle: Nihan Ertaş
Fotoğraf: Alahattin Kanlıoğlu
Piyano: Levent Deniz Sönmez
Yaylı Tambur: Mete Cantekin

Tam Kadro
· Aslı Ozaner
· Elçin Takavcı
· Oya Aksay
· Başak Göçmen
· Erdem Gündüz
· Özgür Sarıca
· Barış Özdener
· Gizem Güneş
· Selda Bikir
· Bilgin Karadeniz
· Gözlem Eyler
· Sema Kolcular
· Deniz Soydaş
· Hasan Taşkın
· Serkan Saylan
· Engin Bayrak
· Hatice Gözaçan
· Tümer Turan
· Erdem Evren
· Nihan Ertaş
· Uğur Küçükboyacı
· Erkut Pekingör
· Mete Cantekin
· Yalçın Oksaz
· Umut Esen
· Seçil Menekşe Akar
· Yasemin Tuğluer
· Nalan Bilgin
· Onur Avcı
· Ayşegül Kibar

MASABAŞI














TULANİ PERDELER
Mete Cantekin

Kişiler
Âşık
Hayali
Koro

1 TANYERİ

ÂŞIK

Bu karşılaşma tüm börkü böceği susturacak derecede gerilim yüklüdür.
Doğa pür dikkat kesilmiş, gereksiz tüm kımıldanmalarını kesmiştir.

HAYALÎ

Güneş battığı denizlerde ne kadar serinlerse,
Doğarken bir dağ yamacından, yine böyle zinde gözükür.

ÂŞIK

Peki ya biz nasıl görüneceğiz bu dağ yamacından tan vakti?

HAYALÎ

Bu kadar basit değil dedi Âşık.
İhanet aşkta en uygun zamanı beklese de, geciken özre bir daha vakit ayrılmaz.

ÂŞIK

Gözleri mırıldandı ben söylemedim
Susmaya ayırdı o son geceyi

Havaya mı aldandı gün erinmedi
Uykuya ayırdı o son dileği

Gözleri aydınlandı geri dönmedi
Gölgeye ayırdı o son yüreği

Nefesinden kirpiklerime sindi
Gözlerimi kırptım sesi kısıldı

Ya benimle aramaya devam et
Ya aradığım ol uğurböceği

Yarın dediğin dün akşam oldu
İlk ruhun ilk kana mehtabı sundu

KORO

Perde!
Kanayan her mehtaba bir sitem buluyorsun
Her dalgaya bir kürek
Her buluta bir martı
Bile bile mi doğdu yılan suyundan kelebek
Sen kartala ayrılan yollardan geçiyorsun

Uyuduğunda beni görmeni istiyorum
Uyandığında beni görmeni istiyorum
Basit bir fikir
Yalandan dahi olsa iş görebilir
Masum denizden
Yarını öten kuşlara söylüyorum
“Ayrılık görüntüdedir”

2 MÜLAYİM VÜ MÜLA MU

ÂŞIK

Işıkta gördüm ilk kez, adın duydum rasgele
Tanış gülüş sırnaştık, yetiştim gözlerinde

Mülayim vü Müla mu, kim âşık kim hayalî
Uyusun da unutsun aşk mı yoksa hayal mi
Mülayim vü Müla mu

HAYALÎ

Vakit yok sanrılar uykuda
Gölgeler gibi yola yayılır
Yarım ağızlı kurukafa
Süzülür caddelerin uğultusunda rüzgâr
Gözlerinde kıvrılır kaldırımdan kurtçuklar

ÂŞIK

Kumu süren adımı hafiflettikçe buhar
Bekleyenin mi var diye fısıldadı bahar
Görünmez karanlıklara dalan telkari sulardan
Parıldayan seraptır göğsünde ruhlar açan

HAYALÎ

İlerledikçe yolları kesen bu yılan gibi
Usulca dökülür aklın uçurumlarından
Son şansın yokluğunda kaybolur neşe
Yaktığımız şiirlerin ruhlarıdır çağrılan

KORO

Perde!
Dökülen her damlaya bir bahçe kuruyorsun
Dalla örtülür böcek
Yaşlı kuru yaprağı
Döne döne mi çıktı ormandan labirentler çizerek
Sen ardına bakmadan çöllerden geçiyorsun

Uyuduğunda beni görmeni istiyorum
Uyandığında beni görmeni istiyorum
Kuru bir nehir
Elini açmış olsa yaş sekebilir
Kayan gözlerden
Damadan gelen pullara söylüyorum
“Ayrılık görüntüdedir”

3 İLHAN ile KARAVAŞ

ÂŞIK

Ne ses gelir ne ışık, kahve falına bakar
Güneşe eğilmişken, adedi tamam sayar

Sinbâd’ la Alâeddin, her işe böyle başlar
Kaybettiği pabucu, sihirli lamba sayar

HAYALÎ

Sen zaman hakkında hiçbir şey bilmiyorsun dedi Kubilay Han
Sır olan unutulur
Unutulan
Sır olmaktan çıkar
Gölgen yola düşmeden öldüğünü bilir her asker
Kırılan oyuncaklar gibi
Kaybolup gitti tüm kentler

ÂŞIK

Yalan ağızlar söyledi nereye gömüldüğünü
Saçıldı inciler evlendi duvar
Bir eli yılan bir eli yumruk gözlerinde siper
Yalnız yiterken talihsiz
Yalnız yiterken güvende
Her aşk böyle başlar biri uyur biri bekler

KORO

Perde!
Parlayan her seraba bir ninni uyduruyorsun
Beşiğinde tanır bebek
Sineksiz örümcek ağını
Sile sile mi indi maviyi cennetten mor melek
Sen üstüne basmadan eşikten geçiyorsun

Uyuduğunda beni görmeni istiyorum
Uyandığında beni görmeni istiyorum
Hafif bir zehir
Bizi ayırmış olsa kalp edebilir
Kara üzümden
Sureti solan renklere söylüyorum
“Ayrılık görüntüdedir”

4 GÖZLERİN GÖZYAŞLARIN

ÂŞIK

Mavi dünse, gündüzleri çağırın
Dalgaları, yelkenleri
Denizleri, meltemleri
Mehtapları, gelgitleri
Balıkçılları, fenerleri

HAYALÎ

Çağırın
Gökyüzü beni deniz feneriyle nişanla
Gök kubbe beni deniz feneriyle nişanla
Bağırın
Gök kubbe feneri bana geri getir
Gökyüzü bana denizi geri getir

ÂŞIK

Sen güneşin kızısın
Artık tüm deniz misafirin
Denizi yurt yapan güneş, yıldızlar işaretin
Hıçkıran gökyüzü, çıldırtan gök kubbe hayalin

HAYALÎ

Kendini suretinden, aklını karadan
Adını denizden ayırıp
Rüyaları seyre dalıp
Selam verin

ÂŞIK

Ayaklarına kapanıp
Dalga geçin
Gülümseyin

HAYALÎ

Yumuk gözlerle yorgun gözükmeyin
Selam verin
Gülümseyin

ÂŞIK

Gözlerin gözyaşların
İkisine de sahip olmak tüm arzum
O güzel gözlerinde avunmak yavrum
Ufuklarında dolaşmak
Çenenden tutmak
Kaldırmak kafanı
Yaklaşmak yaklaşmak
Bir noktada durmak
Alt üst fark etmez
Seni öpmek sana sarılmak
Tüm acım bundandır

Tüm acım bundan
Hiçbirini yapamamak

KORO

Perde!
Kaybolan her rüyayı bir hayra yoruyorsun
Kanat vurup uçmak gerek
Kapanmadan göz ağrısı
Gide gide mi vardı kıyıya şafakta her dilek
Sen karşıdan karşıya aynadan geçiyorsun

Uyuduğunda beni görmeni istiyorum
Uyandığında beni görmeni istiyorum
Küçük bir sihir
Hayalden gerçek olsa cam bölebilir
Düşen serçeden
Rüzgârı savuran ellere söylüyorum
“Ayrılık görüntüdedir”

5 DENİZATI DENİZATI DOĞURUR

ÂŞIK

Lütfen…
Söyle, de ki Hayali…

HAYALÎ

Topu burnunda çeviren fok
Sepetten yükselen yılan
Tahta sırıklar üzerinde yürüyen cambazlar
Bunlara sevimli sevimli bakan üç çocuk
İkisi erkek biri kız
Bir oyun
Bir deniz
Bir güneş
Her biri için
Biri boğulur
Diğerleri devam eder

ÂŞIK

Su zaman
Gül hayat
Biz kaktüs çiçeği

HAYALÎ

Bir vazoya konan kuş gibi…

ÂŞIK

Biliyorum ki ben
Bir ağaç olabilirsem
Ağaçtan uzanan dalda bir yaprak kurur

Biliyorum ki ben
Bir yaprak olabilirsem
Yaprağı savuran rüzgârda bir martı durur

Biliyorum ki ben
Bir martı olabilirsem
Martının konduğu denizde bir balık vurur

Biliyorum ki ben
Bir balık olabilirsem
Doğanın adı denizatı olur
Denizatı doğurur
Denizatı denizatı doğurur
Denizatı denizatı doğurur
Denizatı denizatı doğurur…

KORO

Perde!
Kımıldayan her resme bir göz kırpıyorsun
Şeridi geçti geçecek
Hayali hilal sarkacı
Azar azar mı içti kuyudan ayrılık çekerek
Sen tadına bakmadan kendinden geçiyorsun

Uyuduğunda beni görmeni istiyorum
Uyandığında beni görmeni istiyorum
Kısa bir tasvir
Mevsimi bölmüş olsa kim bilebilir
Sızan düşlerden
Boş geçen yıllara söylüyorum
“Ayrılık görüntüdedir”

6 I.O.

HAYALÎ

Gece rimel aktı su kan
Su kan seyir yıldızından

Balık ağı yırttı su kan
Su kan pul pırıltısından

Gözlerini açtı su kan
Su kan lir tiyatrosundan

ÂŞIK

Orfe seni bulacak Eurydike
Hades kıyısında bir sahnede
Vazgeçip her şeyden dünyada seni
Aramak bir yaşama biçimidir

Beklediğini biliyor
Seni bulacak Eurydike

HAYALÎ

Yürürken uyandığım harabeler
Çarpık sahile vuran larvalar
Eğer insanı görebilsin diye
Denizden yıldız çıkarmak gelmez akıllarına
Ne üçayak üstüne kuruludur çadır
Ne geceye atılan balıkçı ağlarına
Kumlara saplı dişler gibi
Gecenin ardındadır çoğul seyirci
Akıl koltuğuna kurulur gölge
Buzul çatlar
Köpek dişi emildikçe

ÂŞIK

Beklediğini biliyor
Seni bulacak Eurydike

HAYALÎ

Oyun içinde oyun
Oyun içinde üç dalga

Marakas içinde badem
Çadır içinde gazlı lamba

Kavle içinde kalem
Kalem için de son damla

KORO

Perde!
Yollanan her kente bir imge gizliyorsun
Hayat sürgün bilecek
Sahne kurup yıkmayı
Güle güle mi sardı sarmaşıktan korkuluğa iz sürerek
Sen belleği olmayan girdaptan geçiyorsun

Uyuduğunda beni görmeni istiyorum
Uyandığında beni görmeni istiyorum
Uzak bir şehir
Nerede kurulmuş olsa gün gelebilir
Fer fecir gözlerden
Gönle ırak ufuklara söylüyorum
“Ayrılık görüntüdedir”

7 YARASA ATASÖZÜ

HAYALÎ

Buhar oldum, buhar oldum, buhar oldum...

ÂŞIK

Ayna kulağına fısıldar…

HAYALÎ

Buhar oldum, buhar oldum, buhar oldum...
Sessizlik Hakkı bilir
Altta kalanın canı çıkar

ÂŞIK

Ayna kulağına fısıldar
Duyanın çenesine vuracak
Gördüklerini

HAYALÎ

Buhar oldum, buhar oldum, buhar oldum...
Çatlak Ses iyidir
Çınlamadan bir şey çıkmaz
ÂŞIK

Dişi kurbağanın gözünden…
HAYALÎ

Buhar oldum, buhar oldum, buhar oldum...

ÂŞIK

Dişi kurbağanın gözünden
Gölün çevresini dolaşıp
Nehrin kalbine iner

HAYALÎ

Buhar oldum, buhar oldum, buhar oldum...
Bir yarasa atasözü var
Yüzü gülenin boyu uzar
ÂŞIK

Mağarada baykuşların…

HAYALÎ

Buhar oldum, buhar oldum, buhar oldum...

ÂŞIK

Mağarada baykuşların
Yuttuğu damla misali

HAYALÎ

Buhar oldum, buhar oldum, buhar oldum...

ÂŞIK

Bunlar hayalinin sözleri değil dedi Âşık
Bunlar hayalinin sözleri değil
Oyun aynı oyun
İnsan aynı insan ama sen
Zaman hakkında hiçbir şey bilmiyorsun
Mısra mısra gösterim; perde perde yükselir
Sen ki mısrayı bilmiyorsun
Gördüğün mısrayı
Perdeyi nereden bileceksin
Görmediğin perdeyi

Bunlar âşığın sözleridir
Ben sadece bir hayalîyim…

KORO

Perde!
Çözülen her çapaya bir olta asıyorsun
Sonsuza dek sürecek
Madalyonu dolunayı
Yazı tura mı çekti toprağı buluta seçerek
Sen aklına takılan kurşundan geçiyorsun

Uyuduğunda beni görmeni istiyorum
Uyandığında beni görmeni istiyorum
Yaşlı bir sedir
Yerini oymuş olsa ser çekebilir
Giden akrepten
Köprüyü tutan taşlara söylüyorum
“Ayrılık görüntüdedir”

8 BUHARKENT BİR BURGAÇTIR

HAYALÎ

Âşık söyle, sen gördüğün her şehre âşık olursun. Peki ya o şehirlerde...

ÂŞIK

Bu soru kuraldışı hünkârım.

HAYALÎ

Ne kuralı, neden?

ÂŞIK

Ben bu şehirleri gezerken tüm güzelliklerini de içinde görürüm. Caddelerini, sokaklarını, tüm eski yapılarını... Kentlilere karışmak, onlarla konuşmak isterim. Kent, bu anların toplamıdır benim için.

HAYALÎ

Kendine ayırdığın özel anlar da mı olmuyor hiç senin? Gezdiğin şehirlerde, daha önce hiç görmediğin kadar güzel, senin için çok özel olabilecek biriyle hiç mi tanışmadın?

ÂŞIK

Her şehirde, elbet, bir tanesiyle, karşılaşmışımdır.

HAYALÎ

Öyleyse, ne diye lafı ağzında geveleyip duruyorsun, söylesene, sorun nedir?

ÂŞIK

Her şehirde birinin olması…

HAYALÎ

Şehirleri bırak, olup bitenleri anlat.

ÂŞIK

Kuraldışı dediğim de tam burası işte. Olan olaylar o şehirlerde mi gerçekleşti hatırlayamıyorum. Tanıştığım kadınların hiçbiri o şehrin yerlisi değildi. Başka bir yerde doğmuş ve o şehre göç etmişlerdi.

HAYALÎ

Tıpkı senin gibi bir gezgin miydiler yani?

ÂŞIK

Değillerdi elbette, ama ben ki masal olmak isteyen bir gezginim, o kadınların bana doğduğunu söyledikleri şehirleri değil görmek, isimlerini dahi şimdiye dek hiçbir yerde duymadım.

HAYALÎ

Durum esrarengiz bir hava aldı sanki. Hayal kuruyorlardır.

ÂŞIK

Belki. Belki de hiçbiri bulundukları kentten dışarı bile çıkmamıştı. Hepsi de o kente ait kadınlardı. Hayal görüyorlardı, kim bilir?

HAYALÎ

Sana doğdukları kentler hakkında anlattıkları nedir o halde?

ÂŞIK

Anlattıkları, yaşadıkları kente, ya da sizin-benim bildiğimiz bir başka kente, hiç mi hiç benzemiyordu, efendimiz.

HAYALÎ

Bana o kentleri anlat. Görmediğin, duymadığın, bilmediğin ve benim de tanıyamadığım o güzel kadınların doğduğu kentleri...

ÂŞIK

Onları anlatmak gezmediğimiz kentleri anlatmak gibi bir şey olur, ilhanım.

HAYALÎ

Henüz gezmediğimiz demek istiyorsun.

ÂŞIK

Size görmediğim şehirleri anlatamam, Hayalî.

HAYALÎ

Pekâlâ, artık ne şehrinin kadınlarını ne de şehirlerini dinlemek istiyorum Âşık. Geçmediğimiz tek bir şehir kaldıysa o da henüz adını duymadığımızdır. O kadınlar, hayal. Doğdukları da hayal, doğdukları yer de... Burası Buharkent ki, burası da hayal… Söylesene sen bana, sen buraya da âşık mısın yoksa?

ÂŞIK

Gitmeden bilemem, efendim.

HAYALÎ

Gitmeden... Ben sana söyleyeyim Âşık. Buharkent bir burgaçtır. Sen burayı sevemezsin. Buharkent’ ten gidilmez. Buradan geçen, burada kalır. Buharkent bilinmez. Buharkent bilmez. Öyle ki hiç kimse burada sana doğmadığı bir başka kentten bahsetmez.

ÂŞIK

Hayal değilse de...

HAYALÎ

Duymadığın bir kent mi gördün?

ÂŞIK

Görmediğim bir kent duydum.

HAYALÎ

Sen âşık olmuşsun.

ÂŞIK

Fethettiğimiz kentlerin çocukları gibi, Hayali, ağaç yaşken eğilir, değil mi? Efendim?

HAYALÎ

Fethettiğimiz kentlerde çocuklar yoktur, Âşık. Bizim fethettiğimiz, şehir ve çocukluklardır.

ÂŞIK

Bu şehir de diğerleri gibi hüzünlü geçti
Bitmedi bu seferin de sonunda özlemler
Seni bana yaklaştıran gecelere yazık ettim
Yazık ettim kendime bütün gece

Ayrılık yine bitmedi hasretine doyamadım
Özlemler kesilmedi sana sarılamadım
Ayrılık yine var sen git dedin diye
Sen gel dediğin için geldim
Git dediğin için gidiyorum

Ne fark eder
Nasıl olsa her şey senin için
Senin için her şeye değer

KORO

Perde!
Kaçırdığın her şansa bir harami karıyorsun
Kıvılcımla örtecek
Yıldırımlar toprağı
Benek benek mi etti yamacında seni bekleyerek
Sen bir yudum almadan ateşten geçiyorsun

Uyuduğunda beni görmeni istiyorum
Uyandığında beni görmeni istiyorum
Eski bir satir
Günaha varmış olsa sır tutabilir
Teğet hislerden
Perdeyi çeken ellere söylüyorum
“Ayrılık görüntüdedir”

9 PERDE GAZELİ

ÂŞIK

Eli elinde esir ağlara benzer perdemiz

HAYALÎ

Gönül gönle misafir, dağlara benzer perdemiz

ÂŞIK

Çift başlı bir serçeydi, mavi yelkenlere bindi

HAYALÎ

Bu denizde ne gam, ne dert, ne keder perdemiz

ÂŞIK

Perde perde ayrılık o, perde perde arşıâlâ

HAYALÎ

Aşkın taht kurduğu yerde yankı yapar perdemiz

ÂŞIK

Camlar kalbini eğdi, camlar canın kalbini eğdi

HAYALÎ

Birleşin! Dünyanın tüm sahneleri perdemiz

ÂŞIK

Kim âşık kim hayali, Mete bilir vesselam

HAYALÎ

Maskedir, gökyüzüne sahhı çeker perdemiz
-------------------------------------------------------------------------------------------------
PERDE

ATÖLYE


Vuslat sahilde bir insan gibi yürüyor
Orfe suyun üstünde toprakta gibi duruyor
Her biri bir kapıdan girip bahtiyarla birlikte
Cennet Bahçesine geldiler tepedeki çimenlikte


Simli halkalar gibi donmuş ovası
Dünyeviliğin başkentidir Eos’un Roma’sı
Takımyıldızları, keçiboynuzları, ayçiçekleri
Lirin izini süren, örümcek ağları, sümüklü böcekleri


Orfe bir şiir söyledi liriyle bu bahtiyar adama
“Canı gönülden selam iki gözüm, canı gönülden selam sana”
Suya sınır bir cihannümada idi sır
“Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde” yedi asır


Hades’ ten girilen o naif burgaçta
Coctus, Lathe, Acheron, Styx, Phylegethon yamaçta
Geçtik gördük ki Selam Kapısı’nda hepsi buradalar
Elysion Mührü’nden gelip Cennetpulu Rıhtımı’ndalar

MAVİ DENİZ / MERDİVEN & MERCAN & MERCEK
















Selam
Geriye dönüp bakmadan
Kanımı boğazımdan alan
Selam
Rengini boğazımdan silip
Geceye satan
Cehennemin açgözlü dişisi
Selam
Kırmızıyı geceye satan
Selam
Yavaşça uzar gölgem
Sisten uzaklaştıkça
Büyür bu köşe cadde kaybolur
Müzik biter sesler kesilir
Alkış yitip ışık yansır
Düşmemek için tutunduğum
Ağacın eldivensiz elleridir
Yükselmek bu işin temelinde var
Sesli harfleri bir bir atar gibi




















Çekilecek bir tarafı yok
Yüzüme dökülen buharın
Gülen atlar koşuyor bana doğru
Sürekli ismini söylemek gelmiyor içimden
Bu düşüşün zamana vektörüdür hayat
Aydaki adalardan
Adalarda aydan
Ve aynadan
Bu, şu, o
Ayın battığı akşam
Doğacaktır sana
Seyir Yıldızı
Uyanmasam duyamayacaktım
Gözlerimin pasının çizildiğini
“Keşke” olmaz
Ölmeyi bilmek gerek demek ki
İlginize teşekkür ederim yine de
Özürsüz sevene teşekkür haramdır bilirim
Düşününce biz de bu hiçlikte kaybolur
Düşünce biz de belki iyi adam oluruz belki
Her şeyin bir sonu var
Gelmenin de gitmenin de
Sevdadan uzakta
Başlangıç olur aşk
Havasında küfür tanecikleri
Ve efesinde dağları
Dilimde başka tadımda başka
Aynı ses aynı saç aynı taç
Ama
Karanlıkta
Zamanı kaçınca
Beklenti olur aşk
Alkış bekler mi bebek
Yeni doğdum diye
Salak dedikleri hain
Yalancı dedikleri kardeşim
Susturmak haramdır alkışı su bilene
İşaret verenin adı
Altta kalanın canı çıkar
Bu kara gürültüde
Sevgilisidir ayın zora giden ahmaklık
Hepimizin zoruna gider biliyorum
Zaman hepimizin bir fahişe olduğunu söylüyor
İyi bir insan taklidi bu
Yediğim herzelerin yüzü suyu hürmetine
Kendimi eğlendirmeye çalışırken oldu tüm bunlar
Atmosferin üzerinden güneşe eğilmiştim
Kalem elimdeydi
Tek kanatlı bir kelebek gibi
Sanki bir kamerayla düşüyorum